�Orada bozgunculuk etmekte olan, kan d�ken birini mi atayacaks�n? Oysaki bizler, seni hamt ile tespih ediyoruz; seni kutsay�p y�celtiyoruz.� Meleklerin b�yle demeleri do�rular�n onlar i�in siyah ve beyaz gibi mutlakl�k te�kil etmesinden kaynaklan�r. Onlara g�re her�eye bir y�nden bak�l�r ve o y�nden bak�ld���nda ya �yledir, yada ��yle, bir ���nc� ��k bulunmaz. Onlar do�ru bildiklerini y�celtmede sebat g�sterirler.)|(Halife -ki o �nsan-� K�mildir- ise her�eye �ok farkl� perspektiflerden bakar ve bir �ey hakk�ndaki karar� dahi durumlara g�re de�i�iklik g�sterir. ��nk� onda z�tlar birle�mi�tir ve o birbirine z�t u�lar aras�nda kalakalm��t�r. Bu sebeple insan�n kendi i� bar���n� korumas� meleklere g�re imkans�zd�r ve bu konuda ba�ar�s�z olmas� halinde i�indeki karga�ay� d��ar� yans�taca�� kesindir.)|(Allah��n ��u bir ger�ek ki ben, sizin bilmediklerinizi bilmekteyim.� demesindeki hikmet ise meleklerin Halife'nin ortaya koydu�u kulluktan habersiz olmalar�d�r. Melekler bilmeden Allah�� belli tecellilerinde tasdik ederken, belli tecellilerinde reddederler. Halife ise Hakk'�n aynas� Şeytan'ın zina ile emretmesi, insanın yalancı rabler edinmesini sağlamak için çalışmasıdır. İnsanın edindiği yalancı rabler -ki bunlar insanın kendisine uyduğu kişi ya da şeylerdir- kişi üzerinde söz sahibi olurlar. İnsan bu yalancı rablere itaat ederek ya da onlardan etkilenerek Allah'ın emrini uygulamadığı takdirde, efendisine ihanet etmek suretiyle zina etmiş olur. Şeytan da kişinin edindiği her yalancı rab için zina eşi olur.)|(Şeytan insanı kıskanmakla, insana zarar vermek istemiştir -ki en büyük zarar fakirlikte ve yokluktadır. Şeytan bu amaçla insanın Rabbi ile arasını açmak istemiştir, çünkü insan Rabbi ile yakınlığını koruduğu sürece zengindir. Şeytan bu amacına ancak insanı şirke sürükleyerek ulaşabilirdi<22:31>. Öyleyse Şeytan'ın zina ile emretmesi onun insana fakirlik sözü vermiş olmasından ileri gelir <15:39>. Kendi ise yalancı rabler peşinde değildir: <59:16>.)|(Allah'ın vaadi ise O'ndan örtünmüş olunmasıdır -ki bu kul üzerinde zenginliğin gözükmesi demektir, yoksa kulun zengin olması değil. Bir yaratılan ancak ve ancak bu şekilde zenginlikle nitelenebilir. O belirdiğinde ise fakirlik ortaya çıkar: <20:108>. Allah örtünmenin yanında 'fazlalık' (فضلا) da vaat eder. Böylece kişi vaktin gerektirdiğinden fazlasını her yeni yaratılışta bulur ve zengin kalmaya devam eder: <50:35>. Eğer bu fazlalık olmasaydı kul üzerinde gözüken zenginlik bir anlık olur, sonraki vakte taşınamazdı. Firavun Musa'ya yaratılmadan önce şeylerin durumu hakkında sormaktadır, çünkü 'nesil' anlamına gelen الْقُرُونِ kelimesi, ilklik bildiren الْأُولَى ile nitelenmiştir -ki bu da ilk olmada şeyleri eşitler. Şeylerin yaratılışı -aynı anda değil- belirli bir tertibe göre olduğundan, şeyler ancak yokluk halinde topluca ilklik ile nitelenebilir. Nitekim مَا بَالُ kendisinden sorulan şeyin durumu hakkında durağanlık bildirmektedir.